AyetSûreler

Leyl Sûresi 4. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 595

إِنَّ سَعۡيَكُمۡ لَشَتَّىٰ ۝٤

Gerçekten sizin işiniz başka başkadır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰى Sizin sa’yiniz müteşettittir. -Ya’ni mesaîniz birbirini tutmaz surette müteferrîk, dağınık, nizamsızdır. Halbuki hayat ve felâh nizami tevhid ile teavün ve ictimaa merbuttur. Netekim «وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمٖيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا» buyurulmuştur. Yâhud saîleriniz çok farklıdır. Kimi iyi çalışır, kimi kötü, kimi yüksek, kimi aşağı, kimi imanlı, kimi imansız.

ŞETTÂ, (şetît) in cem’i olup müteferrık, dağınık, perâkende ve perişan ma’nasınadır. Müfessirîn burada

bunu hukümleri muhtelif, birbirinden uzak, kimi iyman ve itaat ve hasenât gibi hayr-ü hidayet, kimi küfr-ü ısyan ve seyyiât gibi şerr-ü dalâldir mealinde tefsir etmişlerdir. Çünkü gayeleri, hukümleri muhtelif olan sa’ylerin hasılı ayrılık, perişanlıktır. Hayra koşan şerre koşandan elbette ayrılır. Bu surette ma’nâ «اَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِنًا كَمَنْ كَانَ فَاسِقًا لَايَسْتَوُنَ اَمْ حَسِبَ الَّذٖينَ اجْتَرَحُوا السَّيِّئَاتِ اَنْ نَجْعَلَهُمْ كَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَوَآءً مَحْيَاهُمْ وَمَمَاتُهُمْ سَآءَ مَايَحْكُمُونَ» âyetleri mazmununa raci’ olur. «وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِفٖينَ اِلَّا مَنْ رَحِمَ رَبُّكَ وَلِذٰلِكَ خَلَقَهُمْ» mazmununa göre ıhtilâf ve ittifak ile mülâhaza da mümkindir. Bununla beraber asıl murad, cahiliyyette olduğu gibi teşettüt ve tefrikanın kendisinden tahzir ve gönüllerde fikri tevhid ile amellerde intizama sevkolmak daha zâhirdir. Zira sa’yde teşettüt ve perişanlık yekdiğerini nakız olmak ıtibariyle haddi zatinde ataletten daha fena olan boşuna bir teab ve ictinab lâzım gelen bir şerdir. Bunun menşei de nefislerde muhtelif gayelere şirk hevâ ve teşehhiyâtın ıhtilâfiyle gönüllerin küfr-ü birliğine hakkıyle iyman edememekten münbais olan bu hal ise ferdin de cem’ıyyetin de perişanlığıdır. Netekim bu ma’na: Sûrei Hacda «وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَكَاَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَآءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ اَوْ تَهْوٖى بِهِ الرّٖيحُ فٖى مَكَانٍ سَحٖيقٍ» ve sûrei İbrahimde «اشْتَدَّتْ بِهِ الرّٖيحُ فٖى يَوْمٍ عَاصِفٍ لَايَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا عَلٰى شَىْءٍ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعٖيدُ» âyetleriyle tavzîh olunmuştur. Şu beyan, teşettütü tafsildir denilmiş ise de söylediğimiz gibi «وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمٖيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا» mazmunu üzere zıddına terğıb ile teşettütten tahzir için hukümlerini tafsîl olması bizce daha muvafıktır: