AyetSûreler

Kâf Sûresi 39. Âyet

Mekke · Cüz 26 · Sayfa 520

فَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ قَبۡلَ طُلُوعِ ٱلشَّمۡسِ وَقَبۡلَ ٱلۡغُرُوبِ ۝٣٩

Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 39–45. âyetleri birlikte ele alır.

40. وَاَدْبَارَ السُّجُودِ ve secdelerin arkalarında, ya’ni namazlardan sonra - tesbih her namazın arkasında yapılır. Nafile namaz ma’nasına tesbih ise sabah ve ikindi namazlarından sonra mekruhtur. «اَدْبَارَ السُّجُودِ» Akşam namazının son sünnetine işaret olduğunu söyliyenler de çoktur.

41. يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ o münadînin nida edeceği gün - o münadî İsrafil veya Cebrail aleyhimesselâmdır. Ey çürümüş kemikler, kopmuş mafsıllar, didiklenmiş etler, dağılmış saçlar, Allah tealâ size faslı kaza için toplanmanızı emrediyor diye bağıracak مِنْ مَكَانٍ قَرٖيبٍ yakın bir mekândan - ya’ni ses herkese alesseviyye işidilecek vechile ki iadedeki bu sayhayı ibdâdaki «كن» emrine benzetmişlerdir. Taberînin naklettiği üzere ba’zı rivâyetlerde bu yakin mekânın «Beyti makdis sahresi» olduğu rivâyet edilmiştir ki bu sûrei «Rum» daki «اَدْنَى الْاَرْضِ» gibi olmuş oluyor. İslâmın istıkbaline teallûk eden bu rivâyetin bizce ehemmiyyeti mahsusası vardır 42. يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّ hakka çağıran o sayhayı işitecekleri gün ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ işte o, huruc günüdür. - Kabirlerden çıkış günü. Beyzavî der ki: yevmi huruc, yevmi Kıyametin isimlerindendir, Bayrama da denilir اه. 44. يَوْمَ تَشَقَّقُ الْاَرْضُ عَنْهُمْ Arzın onlardan çatlayıp ayrılacağı gün - bu «يَوْمَ» evvelkilerden bedel veya «مَصِير» e müteallık yâhud «سِرَاعًا» e müteallıktır. Yevm, yevm diye günlerin teaddüdü tehvil için olmakla beraber vukuatın teaddüdüne de işaret olmalıdır, Arzın şakk olup ayrılması nükteli bir kaç ma’nâya muhtemildir. سِرَاعًا – ya «عَنْهُمْ» den haldir. üzerinde toplanmış hızla giderlerken altlarından Arzın çatlayıp kendilerinden ayrılması ve sukut etmeleri demek olur. Yâhud «يَوْمَ» in müteallakı olarak «يَخْرُجُونَ سِرَاعًا» veya «يُسْرِعُونَ سِرَاعًا» demektir ki bu surette Arzın üzerlerinden çatlayıp içinden dışarı fırlamaları demek olur. Birisinde Arz üzerinden tazyık ile birisinde de altından tazyık ile çatlamış oluyor. İkisinde de «يَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَيْرَ الْاَرْضِ» mantuku tehakkuk etmiş bulunuyor. ذٰلِكَ حَشْرٌ Bu toplanış, müdhiş bir haşirdir - öyle ki عَلَيْنَا يَسٖيرٌ ancak bize kolaydır. - Başkalarının yapabileceği bir şey değildir. Onun için 45. فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَعٖيدِ şimdi sen benim veîdimden, korkacak kimselere bu Kur’an ile va’z-u nasıhat et - de o gün için korunsunlar, kalbi münîb ile gelmeğe, selâm ile dâri hulde girmeğe çalışsınlar.