AyetSûreler

İnfitâr Sûresi 6. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 587

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِيمِ ۝٦

Ey insan! İhsanı bol Rabb’ine karşı seni aldatan nedir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَآ اَيُّهَا الْاِنْسَانُ ey o insan - ey o vakıtler başına gelecek olan insan! - Atâdan, bu âyetin Velîd ibni mugîre sebebiyle, ıkrimeden übeyy ibni halef sebebiyle nâzil olduğu, Kelbî ve Mukatilden de Esed ibni Kelede sebebiyle nâzil olduğu söylenmiş, Hazreti Peygambere vurmuştu. Allah tealâ hemen ona ukubet buyurmayıp bu âyeti inzal eyledi diye rivayet edilmiştir. Ve sonra da «كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدّٖينِ» buyurulmuş olduğundan dolayı bir çokları burada insandan murad kâfir insan demek olduğuna kail olmuşlardır. Fakat sebebin hususiyyeti hukmün umumiyyetine mani’ olmıyacağı cihetle diğer bir çokları da gurur ile ısyan eden insanların hepsine şâmil olması lâfzın umumuna daha muvafık olduğunu beyan etmişlerdir. Ey insan مَا غَرَّكَ seni ne mağrur etti - ne şey aldattı, iğfal etti de ısyana sevk etti: Yaraşmaz şeyler yapacak vechile mağrurlandırdı بِرَبِّكَ الْكَرٖيمِ o kerîm rabbına? - Bu hıtab ve suâl inzar hıtabı olmak hasebiyle gurura mani’ olacak kahr-u celâl sıfatlarından biri zikrolunmak zâhir görünürken kerîm vasfiyle bilhassa keremi ilâhînin ıhtar olunmasında ince bir nükte ile büyük bir ma’nayı ahlâkîye işaret vardır. Bu, evvelemirde şu anlatıyorki: keremin muktezası ona karşı mağrurlanarak hörmetsizlik etmek, ahlaksızlık yapmak, günaha girmek değil, bil’akis o keremin yüksekliği nisbetinde iyman ve şükrân ile tâati, saygıyı, ihtiram ve ta’zîmi artırmak, küfrân ve ısyandan ictinab ederek yüksek ahlâka yükselmektir. Şeytanların dediği gibi: adam sen de Allah kerimdir, istediğini yap, Dünyada sana ettiği fadl-ü keremini Âhırette de eder, diyerek lâübalilik, etmek, yanlış bir kıyas ile aldanmaktadır. O fadl-ü kereme liyakat ve istihkakı olmadığını isbat etmektir. Çünkü hakikatte kerem, hikmet ile müterafık olandır. Gerçi kerîm yaptığı lütf-ü kereme, gösterdiği büyüklük ve in’ama karşı kendisi için bir ıvaz ve karşılık gözetmeğe tenezzül etmez. Lâkin hakîm olmıyan, keremini lâyikiyle yerinde kullanmıyan da kerîm değil, bir müsrif demek olur. Onun için kerîme karşı iyman ve şükrân ile tâat ve ta’zîmi arttıracak yerde keremine mağrur olup da saygısızlık etmek büyük bir aldanış olduğu ıhtâr edilmiştirki bu ma’na temamen «وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ» mazmunu demektir.

Bu suâli ba’zıları: «beni keremin mağrur etti yarab!» dedirtmek için telkîni huccet kabilinden bir kerem olarak anlamak istemişler ve bu hayli şayi’ olmuş ise de bu telakkî Sûrenin ifâde ettiği inzar siyakına münafîdir. Ahlak yüksekliği noktai nazarından te’emmül olunduğu zaman keremi ilâhîye iymanı olduğu halde âsî olmuş bir mü’minin bu hıtabdan duyacağı hicab ve teessür kâfirlerin duyamıyacağı bir hissi teessür olmak lâzım gelir. Netekim «نِعْمَ الْعَبْدُ صُهَيْبٌ لَوْ لَمْ يَخَفِ اللّٰهَ لَمْ يَعْصِهِ= Suheyb ne güzel kuldur, Allahdan kormasa idi bile ısyan etmezdi» hadîsinde bu büyük ahlâka işaret buyurulmuştur. Ba’zı arifînin «Allahdan korkmasa idim yine ısyan edemezdim» demesi de bu saygıdır. Sûrei fâtırde geçen «اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ ا» âyeti de bunu nâtık olduğu geçmişti. Müfessirîn o gurura sebeb olmak üzere üç şey nakl etmişlerdir. Birisi: Katâdeden merviy olduğu üzere. Şeytanın tesvîlidir. «وَغَرَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ». Birisi: Hasenden merviy olduğu üzere, cehalettir. Birisi de Mukatilden rivayet edildiği üzere, evvel emirde ukubet edilivermediğinden dolayı afva mağrur olmaktır. Bir de fuzayl İbni Iyaz Hazretlerine Kıyamet günü «مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرٖيمِ» buyurduğu zaman ne dersin denildiğinde «سُتُورُكَ الْمُرْخَاةُ= indirdiğin perdeler, ya’ni günâhlara örttüğün örtüler» derim demiş olduğu da söylenmiştir. Hafî değildir ki bu son ikisi, ya’ni ıkabda acele edilmediğinden dolayı afve ve setre güvenmek cehalete râci’dir. Şeytanın tesvîlâtına aldanmak da öyle demektir. Filvakı’ Ebu Hayyanın ve Âlûsînin kayd ettikleri vechile Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellemden rivayet olunmuştur ki bu ayeti kıraet etmiş de «جَهْلُهُ» demiştir. Kezalik Hazreti Ömer radıyallahü anh de bunu söyleyip «اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا» âyetini okumuştur. Bunun «اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ ا» kasrına muvafakati de aşikârdır. Demek ki haşyet Allaha dair bilginin derecesiyle mütenasibdir. Allah tealânın rübubiyyet ve keremi de en zâhir misali olmak üzere insanın hılkatinde herkesin kendisine tebadür edip duran asârı kudret ve kerem ile şöyle ıhtar buyuruluyor: