AyetSûreler

Hümeze Sûresi 9. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 601

فِي عَمَدࣲ مُّمَدَّدَةِۭ ۝٩

Cehennemlikler, dikilmiş direklere bağlı oldukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فٖى عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ temdid olunmuş, uzatılmış amudlar: direkler yâhud ımadlar, dayaklar, dikmeler içinde olarak -bu, ya «مُؤْصَدَةٌ» tahtinde nara raci’ «هى» zamirinden haldir. O ateşin kapıları kapanırken tazyikle açılmamak için uzun uzun dikmeler, dayaklarla dayanacak, o halde o suretle kapatılacaktır, demek olur. Bunda bir furunun içini iyice yakıp da temamen kızdırmak için kapısını sağlam dayayarak kapamak tarzında bir tasvir var demektir. Yâhud «عَلَيْهِمْ» zamirinden haldir. Bu surette evvelki ma’na olabileceği gibi bir de uzun uzun sürüklenmesi kabil olmıyan direkler halinde tomruklar içinde kımıldanamıyacakları bir surette azâb ve işkencelerini tasvir ve beyan olur.

AMED, Bahrin beyanına göre ismi cemi’, diğerlerinin beyanına göre cemi’dir. Râgıb ve ferra’ amudun

cem’i demiş, ebu Übeyde ı’madın cem’i demiştir. ı’mad, dayak, dayanacak şey demek olduğu cihetle mutlâka direk olması lâzım değildir. Amudun da ı’mad olması lâzım değildir. Beyinlerinde umum ve husus minvecih var demektir. Ebu Bekir, Hamze, kisâ’i, halef aynın ve mîmin zammıyle umud okumuşlardırki bunun sarîh cemi’ olduğunda şübhe yoktur. Amud, ma’lûmki direk, sütun demektir. Ve kasd ma’nasına amdden me’huzdur. Bir kavmın kıvamı umuru olan ulusuna amudi kavm denilir, askerin kumandanına amudi ceyş denilir, kılıcın sırtında olan yola amudi seyf denilir. İnsanın göğsünde rehabe (korkuluk kemiği) dedikleri dil gibi kemikten göbeğin aşağısına doğru uzanan damara, kezalik insanın sırtına amudi batın denilir. Birde amud, huzün ve kederin şiddetinden direk gibi donup kalan gayet hazin ve meraklı kimseye denir. Bunlar mülâhaza edilince «عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ» o ateş gönüllerini saranların bedenlerine veya onları ihata etmiş olan zabanîlerin cesametlerine işaret de olabilir. İbni Abbastan bunların onları ihata eden ateşsütunları demek olduğu da merviydir. Hakîmi Tirmizînin Nevadirül usulde Ebu Hüreyreden mer’fuan tahric eylediği bir hadîste de şöyle vârid olmuştur: Allah tealâ usati mu’minîni nârden çıkardıktan sonra ki en uzun duran yedi bin sene duracaktır. Allah azze ve celle nâre ateşten kapaklar, ateşten egserler, ateşten amudlarla bir takım Melâike gönderecek, o kapakları onların üzerlerine kapayacaklar, o egserlerle sıkıştıracaklar, o amudları uzatıp bastıracaklar, ne bir ruh girecek ne bir gam çıkacak bir halel kalmıyacak. Cebbar azze ve celle Arşı üzerinde onları unutmuş gibi bırakacak, ehli Cennet naîmleriyle meşgul olacaklar, artık onlardan sonra o ehli nâr hiç bir istiğâse edemiyecekler, söz kesilecek, artık onların sözleri bir zefîr-ü şehîktan ıbaret kalacak ve işte «اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌ فٖى عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ» budur اه. «اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ وَاَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اْلَابْرَارِ» "Allah’ım bizi cehennem ateşinden koru, iyiler ile beraber cennete dahil eyle!"