Hûd Sûresi 3. Âyet
Mekke · Cüz 11 · Sayfa 221
وَأَنِ ٱسۡتَغۡفِرُواْ رَبَّكُمۡ ثُمَّ تُوبُوٓاْ إِلَيۡهِ يُمَتِّعۡكُم مَّتَٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلࣲ مُّسَمࣰّى وَيُؤۡتِ كُلَّ ذِي فَضۡلࣲ فَضۡلَهُۥۖ وَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمࣲ كَبِيرٍ ٣
Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süreye kadar güzel güzel yaşatsın. Ve her fazilet sahibine layık olduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ hem rabbınıza istigfar eyleyiniz - magrifetini taleb ediniz, isteyiniz ki rabbınız Allah tealâ günahlarınızı örtsün. Biraz ileride «اِلَّا الَّذٖينَ صَبَرُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُولٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَبٖيرٌ» buyurulmasından anlaşılır ki bu mağrifet talebi iyman ve ameli salih ile olacaktır. Onun için kuru bir talebe kalmayıp ثُمَّ تُوبُوٓا اِلَيْهِ sonra da ona tevbe ediniz - sizi ondan çevirmiş olan günahlarınıza nedamet edip ona tam bir ıhlâs ile dönünüz. Çünkü hak yolundan yüz çevirmiş olanlar, yine hak yoluna dönmedikçe matlublarına iremezler. Onun için mağrifet mâtlubuna da tevbe ile tevessül ve tavassul etmek lâzımdır. يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ki sizi bir eceli müsemmâya kadar güzel bir temettü’ ile müstefid etsin - ya’ni muayyen bir zamana, mukadder olan ömürlerinizin sonuna kadar güzel bir surette emniyyet ve âsayiş içinde yaşatsın, hayattan istifade ettirsin. Ya’ni şirk-ü ısyan ve ısyandan ısrar, hayattan hüsni istifadeye ma’nidir. Isyanda musırr olanların ba’zı istifadeleri olursa bu, güzel ve hakıkî bir istifade değildir. Ehli ısyanın hayatı hiç bir zaman hayatı tayyibe olamaz. Mütemerrid âsıler, ni’meti Dünya içinde yüzseler bile huzurı kalbden mahrum ve vaz’iyyetleri daima tehlükelidir. Ehli iyman ve salâh ne kadar mezahım ve ibtilâya da ma’ruz olsa gönülleri yüksek bir hazz ile parlar. Onun içindir ki bir asî, tevbeye muvaffak olduğu zaman vicdani büyük bir inşirah bulur. Meselâ bir sarhoş içkiden tevbekâr olabilirse yeni bir hayat bulmuş gibi neş’eyab olur. Ferd noktai nazarından böyle olduğu gibi cem’iyyet noktai nazarından mes’ele daha mühim ve istifade daha büyüktür. Bir ferdin emri hakka ısyan ile elde edeceği her hangi bir istifade cem’iyyet için bir zarardır. Cem’ıyyetin zararı ise haddi zatında o âsınin de bir zararını mutazammındır. Ki tevbe ve istiğfar etmeyip ısrar ettiği surette o, bu zararı bu gün duymazsa yarın duyar, Halbuki her tevbekâr olan ferd ile cem’iyyet bir unsurı salâh kazanmış olur. Hayattan hüsni istifadeye bir hatve atılmış bulunur. İşte «Hasen» kaydiyle «يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا» buyurulması bu gibi nüktelerle alâkadardır. Dahası var:
وَيُؤْتِ كُلَّ ذٖى فَضْلٍ فَضْلَهُ Ve her fadıl sahibine fadlını versin - ya’ni taat ve amelde daha ziyadesini yapan veya mükellef olduğundan fazla nevafil ile Allah tealâya takarrübe çalışan veya vazifesinden fazla sa’y-ü mücahede ile «خَيْرُ النَّاسِ مَنْ يَنْفَعُ النَّاسَ» medlûlü üzere Allah için ıbadullahın menafiine hizmet eden fazıl ve fazilet sahiblerinin hepsine fazlı rabbanîsinden maa ziyadetin mükâfatını versin. Görülüyor ki bunda «يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا» kaydı yoktur. Bu itlak ise, Âhırette veya Dünyada ma’nâlarına muhtemildir. Binaenaleyh buna karşı bir çok ehli fazlın Dünyada mükâfat görmemeleri ile sual irad edilemez. Maamafih bu fıkra şunu iş’ar ediyor ki küfr-ü ısyan ile fazılet ictima’ etmiyeceği gibi isyankâr bir cem’iyyet içinde fazılet takdir edilmez, ehli fazıl, zayi’ edilir. İstiğfar ve tevbe ise ma’sıyetten nefreti ıktıza ettiği gibi fazıletin revacını da istilzam eder. Tevbekârlar çoğaldıkça meyli fazılet uyanır ve fazıletin revacı bütün ehli fazlın alâ meratibihim semerei fazıletlerini ıktitaf etmelerine baıs olur. İmdi ehli fazlın Dünyada en büyük arzusu hakkın rızası ve halk beyninde hissi fazıletin ta’mim ve intişarı kazzıyesi olduğu teemmül olunursa muhıtında fazl-ü fazıletin revacını görmek bütün ehli fazl için Dünyada en büyük bir zevkı mükâfat olacağı ve onun asıl mükâfatı ise Uhrevî olmak lâzım geleceği derhal anlaşılır. İmdi tebşir ciheti böyle, inzara gelince:
وَاِنْ تَوَلَّوْا Ve eğer yüz çevirirseniz - ya’ni şu emrolunan tevhid ve istiğfar ve tevbeden ı’raz ederseniz فَاِنّٖىٓ اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبٖيرٍ muhakkak ben - Resulullah - size karşı büyük bir günün azâbından korkarım - ya’ni acırım. Ki o büyük gün kıyamettir. Zira