Hicr Sûresi 10. Âyet
Mekke · Cüz 14 · Sayfa 262
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِي شِيَعِ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٠
Andolsun, senden önceki milletler arasında da peygamberler gönderdik
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 10–14. âyetleri birlikte ele alır.
-15
12. كَذٰلِكَ İşte öyle - ya’ni bütün evvelki Peygamberlerin etrafında bulunan ve her gelen Resul ile istihza edenlerin kalblerine yaptığımız gibi نَسْلُكُهُ bir sülûk veririz biz ona - o zikre فٖى قُلُوبِ الْمُجْرِمٖينَ mücrimlerin kalblerinde - ya’ni kelamı hakkın her kalbe girişi ve orada alacağı cereyan bir değildir. Güzel bir tohuma iyi bir yerde verilen neşv-ü nema çorak yerlerde verilmediği gibi kelamı hakkın da mücrim kalblerdeki in’ikâsâtı temiz kalblerdeki tecelliyatına benzemez. Temiz kalblere bir hayatı ebedî inşirahiyle girip dizilen kelamını Allah tealâ, cürm ile âlûde ola ola fıtratı bozulmuş olan mücrimlerin çürük kalblerine mızrak saplar gibi aksi te’sir ile sokar. 13. لَا يُؤْمِنُونَ بِهٖ Öyle ki ona inanmazlar وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّلٖينَ halbuki önlerinde evvelkilerin sünneti geçmiştir. -Ya’ni mazîde tekzib ve istihza eden iymansızları o inanmadıkları şeylerle Allah tealânın hep mahvetmiş olduğu ve bunun öteden beri cereyan edegelen bir sünneti ilâhiyye, bir sünneti ilâhiyye, bir kanunı ilâhi bulunduğu bittecribe sâbit bir hakıkat iken ve binaenaleyh ders alacak bunca târihi ıbret önlerinde geçmiş iken yine inanmazlar 14. وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا مِنَ السَّمَآءِ onlara Semâdan bir kapı açsak فَظَلُّوا فٖيهِ يَعْرُجُونَ da orada göz göre urûc ediyor olsalar - ya’ni Melekler o kapıda açıktan açığa inip çıkıyor olsalar veya doğrudan doğru kendileri çıkıyor bulunsalar gözlerine inanmazlar da 15. لَقَالُوٓا her halde derler ki اِنَّمَا سُكِّرَتْ اَبْصَارُنَا başka değil, muhakkak gözlerimiz döndürüldü بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَسْحُورُونَ yok biz meshur bir kavmiz - büyülenmişiz de gözlerimize evham-ü hayalât hakıkat gibi görünüyor. Yoksa hakıkaten Semaya urûc kabil mi? Böyle diye inkâr ederlerdi.
Filvakı’: ١٦ وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى السَّمَآءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرٖينَ ١٧ وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَجٖيمٍ ١٨ اِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُبٖينٌ ١٩ وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا فٖيهَا رَوَاسِىَ وَاَنْبَتْنَا فٖيهَا مِنْ كُلِّ شَىْءٍ مَوْزُونٍ ٢ وَجَعَلْنَالَكُمْ فٖيهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِقٖينَ ٢١ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَآئِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ ٢٢ وَاَرْسَلْنَاالرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَآءِ مَآءً فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَآ اَنْتُمْ لَهُ بِخَازِنٖينَ ٢٣ وَاِنَّا لَنَحْنُ نُحْيٖ وَنُمٖيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ ٢٤ وَلَقَدْ عَلِمْنَاالْمُسْتَقْدِمٖينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَاالْمُسْتَاْخِرٖينَ ٢٥ وَاِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ اِنَّهُ حَكٖيمٌ عَلٖيمٌ Meali Şerifi