Hâkka Sûresi 42. Âyet
Mekke · Cüz 29 · Sayfa 568
وَلَا بِقَوۡلِ كَاهِنࣲۚ قَلِيلࣰا مَّا تَذَكَّرُونَ ٤٢
Bir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ bir kâhin sözü de değildir. - Bir takım âyetlerde beyan edildiği üzere kulak hırsızlığı eden gizli Cinler ve Şeytanlarla münasebette bulunarak onlardan telâkki ettiği ba’zı şeylerle zann üzere gayb taşlayan ve hakikati ne olduğunu bilmeksizin gaybdan haber verdiği zu’müne düşerek Cinden huddam kullanan ve kendi teşebbüsiyle gizli ruhlar celbetmek veya şundan bundan istidlâl ve istihrac suretinde garib ba’zı atmalarla bakıma bakmak, falcılık yapmak san’atiyle uğraşan kimselerin atarak veya uğraşarak söylediği ve ba’zan rast getirip çok kerre de aldandığı ve aldattığı kehanet sözü de değildir.
İbni esîrin Nihayede beyanına göre: kâhin, gelecek zamanda olacak şeylerden haber alıp vermeğe uğraşan ve esrarı bilmek iddiasında bulunandır. Arabda şıkk-u satîh gibi kâhinler vardı, bunlardan kimisi kendisinin Cinden bir tabiı ve bir re’iyyi, ya’ni gözüne görünen güzel bir perisi olup ona haberler getirdiğini zu’m ederdi. Kimisi de soran kimsenin kelâmından, fi’linden, halinden istidlâl ile üstüne vurduracak bir takım esbab mukaddimatiyle işleri bileceğini zu’m ederdiki buna bilhassa «arraf» ismini verirlerdi. Çalınmış olan şey’i ve yitigin yerini bildirdiğini iddia eden gibi. Râgıb da Müfredatında derki: kâhin, gizli geçmiş haberleri bir nevi’ zannile ıhbar edendir. Arraf da gelecek haberleri yine bir nevi’ zann ile ıhbar edendir. Ve bu iki sınaat gâh hata eder, gâh isabet eder. Zann üzerine mebniy olduklarından dolayı aleyhisselâtü vesselâm «her kim arrafa veyan kâhine gider de onun dediğinde tasdik eylerse o Ebilkasime indirilmiş olana küfretmiş demektir» buyurdu. Birisi böyle bir şey yaptığı zaman fülân kehanet yaptı denilir. Bununla tehassus ettiği vakıt «كَهَنَ» kâhin oldu» denilir. Kâhinlik yapmağa çalışana da tekehhün etti denilir اه. Ahkâmı nücum, Remil, cifir, türlü falcılıkla bakıcılık, manyatizm, ispirtizm, pisişizm, metapisişizm haleti ruhiyyeleriyle medyumluk yapan, onunla uğraşan böyle kimseler her zaman her yerde buluna gelmiştir. Kur’anı, Nübüvvet ve risaleti bunlara benzetmeğe çalışmamalı, bil’akis bunlardan çok yüksek olan hak bir nübüvvet ve risaletin imkânına istidlâl eylemelidir. Zira her nakıs bir kâmili düşündürür. Ey o Kur’ana kâhin sözü diyenler قَلٖيلًا مَا تَذَكَّرُونَ siz pek az düşünüyorsunuz - kâhine inanıyor da Allaha ve Peygambere inanmıyorsunuz? Peygamberi kâhine benzetmeğe çalışıyorsunuz. Gerçi öyle demekte şiırden biraz daha derin bir ma’na, bir hadise düşünmek, mazî ve istıkbalden bir haber alabilen, gayba dair bir şey bilen bulunduğunu iddia eyleyen bir nevi’i i’tiraf demektir. Gaybi Allahdan başkasının, bilemiyeceğini düşünmek zannile ılmi ayırmamak olmakla beraber gayb ve şehadeti bilen Hak tealânın varlığını ve onun öyle yalan yanlış bir zann üzere değil, hak bir yakın ile, kerîm bir Resul gönderip sadık haberler verebileceğini düşünmek i’tiraf eylemeği iktıza eyler. Böyle iken ba’zı tesadüf eden bir çok kerre de yalan yanlışla aldatan ve nihayeti bir haberin men’baına vâkıf olmayıp da kulak hırsızlığı kabîlinden şundan bundan çalınarak ve içine Haktanmı, Şeytandanmı nereden geldiği bilinmeksizin bir çok atıp tutmalar karıştırılarak süslenip söylenmiş olan kâhin sözlerine azçok inanıyor, onlara saplanıyorsunuz da Allahı, Peygamberi düşünmiyor, zann ve tevehhüm ile gayb taşlamakla yakînen bildiği bir hakikati beyan etmek arasındaki farkı nazarı ı’tibare almıyor, Kur’an ile, şâir ve kâhin sözlerini güzel mukayese etmiyor, vahyi kabul etmek istemiyor, saadet ve felâketinizle alâkadar olan bir hakikati tekzîb ve inkâr eylemekteki tehlükeyi hakkiyle hisaba almıyorsunuz. Eyi düşünün, inanın: Kur’an şâir sözü de değil kâhin sözü de değil, o Resulün risalet namına kendiliğinden söylediği bir söz de değildir.