AyetSûreler

Hadîd Sûresi 9. Âyet

Medine · Cüz 27 · Sayfa 538

هُوَ ٱلَّذِي يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبۡدِهِۦٓ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتࣲ لِّيُخۡرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمۡ لَرَءُوفࣱ رَّحِيمࣱ ۝٩

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 7–10. âyetleri birlikte ele alır.

Hem Allah yolunda neye infak etmiyesiniz ki Göklerin Yerin miyrası zaten Allahın [hepsi ona kalacaktır], fetihden evvel infak edip çarpışanlarınız diğerlerine müsavi olmaz, onlar sonradan infak edip çarpışanlardan derece i’tibariyle daha büyüktür, Bununla beraber hepsine de Allah hüsnayı va’d buyurdu. Allah her ne yaparsanız da habîrdir. 7. اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ sıfatı bervechi balâ zikrolunan Allaha iyman etmekle beraber Resulüne de iyman edin - çünkü onun tebligatını, emirlerini nehiylerini o getirecek, o beyan edecektir. İyman edin de وَاَنْفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُمْ مُسْتَخْلَفٖينَ فٖيهِ hakkında sizi istıhlâf eylediği şeylerden infak eyleyin - ya’ni hakikatte mülk onun olduğu gibi milk de onundur. Siz onun olduğunuz gibi sizin milk diye sahib olduğunuz şeyler de onundur. Ancak size salâhiyyet verip onlarda tesarruf etmek için sizi halîfe kılmıştır. Ondan dolayı bir vekîl ve nâib gibi izin verdiği hususatta tesarruf edebilirsiniz. O halde iyman ediniz de sizi öyle istıhlâf ettiği mal-ü menalde kendinizi asîl değil, onun nâibi bilerek onun yolunda ve beyan ettiği hususatta sarf-ü infak ediniz. وما المال والاهلون الا ودائع ولا بد يومًا ان ترد الودائع Ba’zıları bu infaktan murad zekâttır demişlerse de evlâ olan vâcib ve tetavvua şamil olmaktır, Bu âyetler Dahhâkten rivayet edildiği üzere Tebük vak’asında nâzil olmuştur. Binaenaleyh bu Surenin medenî olan ayetlerindendir. 8. وَقَدْ اَخَذَ مٖيثَاقَكُمْ Halbuki mîsaklarınızı da aldı - «اَخَذَ» zamiri Allaha ve Resulüne de raci’ olabilir. Allaha raci’ olduğuna göre mîsaktan murad fıtret mîsakı olan «قَالُوا بَلٰى» mîsakıdır ki nasbı edille ve temkini nazar ile de te’vil edilmiştir. Resulullaha racı’ olduğuna göre de ona olan biy’at olmak gerektir. Zira Übade İbni samit radıyallahü anhten rivayet olunduğu üzere Resulullaha neşat-u keselde sem’-ü taat ve usr-ü yüsürde nefaka ve emri bilma’ruf ve nehiy anilmünker ve levmi lâimden korkmıyarak Allah tealâ hakkında söz söylemek üzerine biy’at etmişlerdi. 10. «مِنْ قَبْلِ الْفَتْحِ» - Fetihden murad Mekke yâhud Surei fethin nazil olduğu Hudeybiyedir. Bu fıkradan da bu âyetin medenî olduğu anlaşılır. Vahidînin rivayetine göre bu âyet Ebubekiri Sıddık radıyallahü anh hakkında nâzil olmuştur. Bununla beraber sebebin hususu hukmün umumuna mani’ olmayacağından fethi Mekkeden veya hudeybiyeden evvel infak ve mukatele yapan Mühacirîn ve Ensardan Sabikunun hepsine şamildir. Onun için cemi’ sıygasiyle اُولٰٓئِكَ اَعْظَمُ – buyurulmuştur. Ahmed ibni Hanbelin Hazreti Enesten tahric ettiği vechile Halid ibni Velîd de Abdurrahman ibni Avf Hazretleri arasında bir lâkırdı olmuştu, Halid, Abdurrahmana siz bizi sebketmiş olduğunuz günlerle üzerimize uzanmak istiyorsunuz demişti, bu söz Hazreti Peygambere vâsıl oldu, bunun üzerine buyurdu ki ashabımı benim için bırakın, nefsim yedi kudretinde olan zati â’lâya kasem ederim ki siz dağlar kadar altın infak etseniz onların amellerine yetişemezsiniz. Bu hâdis «اُولٰٓئِكَ» ile işaret olunanların Hudeybiyeden evvel infak edenler olduğunu te’yid eyler. Zira Halid İbni Velîdin islâmı Hudeybiyeden sonra Fethi Mekkeden evvel idi. Şu halde fetihten murad Hudeybiyye demek olur, Maamafih Zemahşerî gibi bir çokları fethi Mekke demişlerdir.

الْحُسْنٰى Hüsna defe’at ile geçtiği üzere en güzel mükâfat, ya’ni Cennet demektir. ١١ مَنْ ذَا الَّذٖى يُقْرِضُ اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ وَلَهُٓ اَجْرٌ كَرٖيمٌ ١٢ يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ ١٣ يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا انْظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِنْ نُورِكُمْ قٖيلَ ارْجِعُوا وَرَآءَ كُمْ فَالْتَمِسُوا نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ بِسُورٍ لَهُ بَابٌ بَاطِنُهُ فٖيهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِنْ قِبَلِهِ الْعَذَابُ ١٤ يُنَادُونَهُمْ اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنَّكُمْ فَتَنْتُمْ اَنْفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَارْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ الْاَمَانِىُّ حَتّٰى جَآءَ اَمْرُ اللّٰهِ وَغَرَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ١٥ فَالْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنْكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ الَّذٖينَ كَفَرُوا مَاْوٰيكُمُ النَّارُ هِىَ مَوْلٰيكُمْ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ ١٦ اَلَمْ يَاْنِ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّٰهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذٖينَ اُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْاَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثٖيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ١٧ اِعْلَمُوٓا اَنَّ اللّٰهَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ١٨ اِنَّ الْمُصَّدِّقٖينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَاَقْرَضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ اَجْرٌ كَرٖيمٌ ١٩ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖٓ اُولٰٓئِكَ هُمُ الصِّدّٖيقُونَ وَالشُّهَدَآءُ عِنْدَ رَبِّهِمْ لَهُمْ اَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَالَّذٖينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَآ اُولٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَحٖيمِ

Meali Şerifi