Hadîd Sûresi 12. Âyet
Medine · Cüz 27 · Sayfa 539
يَوۡمَ تَرَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ يَسۡعَىٰ نُورُهُم بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَبِأَيۡمَٰنِهِمۖ بُشۡرَىٰكُمُ ٱلۡيَوۡمَ جَنَّـٰتࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ١٢
O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları görürsün ki nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyor. (Kendilerine): "Bugün müjdeniz altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir." (denilir) İşte büyük kurtuluş budur
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
يَوْمَ تَرَى göreceğin günü - «لَهُٓ اَجْرٌ» zarfına veya «فَيُضَاعِفَهُ» ya yâhud mahzuf «اذكر» fi’line müteallıktır. Ya’ni Kıyamet günü «يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ» - İbni Ebi Şeybe ve İbni Cerîr ve İbni Münzir ve İbni Ebi Hâtim ve Hâkim ve İbni Merduye tahric etmişlerdir: İbni Mes’ud radıyallahü anh demiştir ki amellerine göre nur verilir, sıratı geçerler, kiminin nuru dağ gibi, kiminin nuru ağaç gibi, en aşağısı nuru baş parmağında olandır ki bir yanar bir söner. Bahırde der ki zâhir olan bu nur iki kısımdır: Birisi önlerindedir gidecekleri yeri tenvir eder, birisi de sağlarındadır. Cumhur demişlerdir ki nurun aslı yeminlerinde olandır, önlerindeki ondan yayılan zıyadır. Bir de denilmiş ki «با», «عن» ma’nasına olup yeminlerinden demektir ki her taraflarından ma’nasınadır. Bundan eyman ile ta’bir olunması şerefinden dolayıdır.
Zemahşerî de şöyle der «بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ» denilmesi: çünkü Suadan sahaifi a’mali bu iki cihetten verilir. Netekim eşkıyanınkiler sollarından ve arkalarından verilir اه. İbni Ebî Hâtim ve Hâkim ve İbni Merduye Abdurrahman İbni Cübeyr İbni Nadîrden tahric eylemişlerdir. Ebu Zer ve Ebüdderda radıyallahü anhüma derlerdiki Resulullâh Sallâllahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: ben Kıyamet günü secdeye izin vereceklerin birincisiyim, izin verilib başını kaldıracakların da birincisiyim, başımı kaldırıp önüme, arkama, sağıma, soluma nazar ederim, bakınca bütün ümmetlerin arasında ümmetimi tanırım. Yaresullâllah Nuh Aleyhisselâmdan ümmetine kadar bütün ümmetleri nasıl tanırsın? Denildi, buyurduki «غُرُّ مُحَجَّلُونَ مِنْ اَثَرِ الْوُضُوءِ» Abdest eserinden alınları, elleri ve ayakları parıldar ve bu başkalarında yoktur. Ve kitabları sağlarından verilir onunla tanırım, yüzlerinde sucud eserinden alâmetleri vardır onunla tanırım, önlerinde ve sağlarından ve sollarından koşan nurlariyle tanırım. İbni Ebi Hâtim, Ebu Ümame radıyallâhü anhten şöyle tahric eylemiştir: Kıyamet günü bir zulmet salınır, ne mü’min, ne kâfir hiç biri avucunu görmez, Ta Allah tealâ mü’minlere amelleri kadar nur gönderinciye kadar ilh... İbni Cerîr ve Beyhekî ba’sde Ibni Abbastan tahric eylemişlerdirki: nas zulmet içinde iken Allah tealâ bir nur gönderir, mü’minler o nuru görünce o cihete yönelirler, o nur onlara Allah tarafından Cennete delîl olur اه. Bundan sonraki âyetin mazmunundan bizim anladığımıza göre bu nurun önlerinde ve sağlarında koşması solda ve arkada bulunan munafıklar ve kâfirler istifade etmemek içindir. Binaenaleyh «اَيْمَانِهِمْ» de her taraf ma’nasına taglib doğru olmamalıdır