Hadîd Sûresi 1. Âyet
Medine · Cüz 27 · Sayfa 537
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ١
Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
سَبَّحَ لِلّٰهِ Allahı yâhud Allah için tesbih etmekte -TESBİH, Allah Tealâyı Cenabı akdesine lâyık olmıyan şâibelerden gerek itikaden, gerek kavlen ve gerek kalben tenzih etmek ve uzak tutmaktır. Takdis de böyledir. Bunlar esasen uzak gitmek ve uzaklaştırmak ma’nasından me’huzdur. «سَبَّحَ فِى الْمَاءِ» derler. Suda uzağa gitti demektir. «قَدَّسَ فِى اْلَارْضِ» da Arzda uzağa gitti ma’nasına gelir. (Sûrei Bakarede «قَالُوا سُبْحَانَكَ» âyetiyle Sûrei İsranın başına bak). «للّه» de lâm ya «شَكَرْتُ لَهُ وَنَصَحْتَ لَهُ» gibi te’kid için ziyade kılınmış sıladır veya Allah için ma’nasına ta’lildir. مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ Göklerde ve Yerde ne varsa hepsi - «ما» esas i’tibariyle ukalânın gayriye mahsus ise de «مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ» ta’biri bunlarda gerek cuz’iyyet ve gerek istıkrar suretiyle bulunanların hepsine şamil olur. Binaenaleyh gerek melâike ve mü’minîn gibi lisanı kal ile ve gerek sairleri gibi lisanı hal ile söyliyenlerin hepsi dahil olmak üzere mecaz bir ma’na murad olunmuştur. Çünkü mevcudat efradından her ferd imkân ve hudusu ve arzettiği nizamı san’at ile sanı’ Tealânın noksandan münezzeh ve kemali azamet ile muttasıf olan vücudi subhanîsine delâlet etmektedir. Sûrei İsrada «وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ» âyetin bak وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ tesbihin vechine işarettir.