AyetSûreler

Hac Sûresi 28. Âyet

Medine · Cüz 17 · Sayfa 335

لِّيَشۡهَدُواْ مَنَٰفِعَ لَهُمۡ وَيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ فِيٓ أَيَّامࣲ مَّعۡلُومَٰتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۖ فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡبَآئِسَ ٱلۡفَقِيرَ ۝٢٨

Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahid olsunlar; Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O’nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ ki kendilerine âid bir çok menfeatlere şahid olsunlar - Haccin hıkmetleri olan bu menfeatler, sûrei Mâidede «يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا» ve «جَعَلَ اللّٰهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِلنَّاسِ» buyurulduğu ve ibni Abbastan da rivayet olunduğu üzere hem Dünyevî olarak da müşahedei şeâirle ırfanî, ahlâkî, ticarî ictimaî bir takım menafi’ vardır. Bu menafia hazır olsunlar وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ فٖٓى اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهٖيمَةِ الْاَنْعَامِ ve kendilerini merzuk kıldığı en’am behîmesi üzerine ma’lûm günlerde Allahın ismini zikretsinler için - ya’ni «بِسْمَ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ» diyerek Allah için kurban kessinler. Behimetül’en’am, deve sığır, koyun, keçidir. (Sûrei Maidenin evveline ve Sûrei En’amın ahırlerine bak). Hacc âyetlerinde eyyamı ma’dudat, eyyamı teşrik (Sûrei Bakarede «وَاذْكُرُوا اللّٰهَ فٖٓى اَيَّامٍ مَعْدُودَاتٍ» bak). Eyyamı ma’lûmat aşri Zilhicce veya eyyamı nahirdir. Zira, Zilhıccenin on günü âhirinde vaktı Hacc, Arefe ve Kurban bayramı olduğundan dolayı halkın bunları bilmeğe şevkı vardır. Ve binaenaleyh beyinlerinde ma’lûmdur. Bu sebeble İmamı a’zam Ebu Hanîfe ve İmamı Şafiî bu ma’lûm günlerin aşri Zilhicce olduğuna kail olmuşlardır ki Mücahidin, Atanın, Katadenin, Hasenin kavilleri ve Said ibni Cübeyrin İbni Abbastan rivayetidir. Bu surette bu eyyamı ma’lûmatın kurbana zarf olması yevmi nahir ya’ni Kurban bayramı günü olan onuncu gün i’tibarile demektir. Halbuki Kurban, bayramın yalnız birinci günü değil ikinci ve üçüncü günleri de kesilebildiğinden bu üç gün eyyamı nahir namiyle ma’ruftur. Ve şu halde kurban kesilmek için ma’lûm olan günler bu eyyamı nahr ile tefsir edilmek lâzım gelir. Bunun için İmam Ebi Yusüf ve İmamı Muhammed eyyamı ma’lûmatın eyyamı nahriden ıbaret olduğuna kail olmuşlardır ki muhtar olan da budur. فَكُلُوا مِنْهَا – Görülüyor ki burada gıyabdan hıtaba ıltifat vardır ki bununla hıtab Resulullaha ve ümmetine tahvil olunmuştur. Şüphe yok ki Hazreti İbrahim zamanında kesilen kurbanlardan ümmeti Muhammedin yemesi ve yedirmesi tasavvur olunamaz. Şu halde burada ki «fa» nın bir iycazı hazf ifade eden «fa» i fasıha olduğu anlaşılır. Ve binaenaleyh ma’nâ şu olur: İmdi ya Muhammed ve ümmeti siz de o günlerde kurbanlarınıza ismullahı zikr ediniz de onlardan yeyiniz وَاَطْعِمُوا الْبَآئِسَ الْفَقٖيرَ ve muhtac olan sıkılmışa it’am ediniz - yemek emri, ibaha; it’am emri vücub içindir. Ya’ni Kurban bayramı kurbanından sahıbinin yemesi caizdir. Bir mıkdarını fukaraya it’am vacibdir. Mendub olan, bir sülüüsünü kendisile âilesi, bir sülüsünü ahıbbası bir sülsünü de fukarâ için ayırmaktır. Ancak zikri gelecek olan nezir kurbanlarından sahibinin yemesi câiz olmaz.