AyetSûreler

Furkân Sûresi 11. Âyet

Mekke · Cüz 18 · Sayfa 360

بَلۡ كَذَّبُواْ بِٱلسَّاعَةِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لِمَن كَذَّبَ بِٱلسَّاعَةِ سَعِيرًا ۝١١

Fakat onlar o saati (kıyameti) de yalanladılar. Biz ise o saati yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırladık

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

بَلْ كَذَّبُوا – BEL, Bir atıp harfidir ki asıl ma’nâsı ıdrabdır. Ba’zanda hattâ gibi terakkı ifade eder.

IDRAB, Sözü üstünden altına çevirmek, ya’ni mâkablinden sarfı nazar ettirerek maba’dine tevcih eylemektir.

Bunu belki diye terceme etmek meşhur olmuştur. Filvakı’ lâfzan da ondan me’huz denecek kadar uygundur. Lâkin lisanımızda «belki» ıdrabdan ziyade ümid ve ihtimal için kullanılmaktadır. «Dur bakalım belki gelir» demekte hiç ıdrab ma’nâsı yoktur. Idrab, «yok, hayır» «daha doğrusu» demektir. Bu ma’nâ kasr-u istidrâke şebîh olduğu cihetle son zamanlarda fakat kelimesi de «bel» ve «lâkin» yerinde kullanılır olmuştur. Bu surette «fakat onlar saati tekzib ettiler» demek olur - bu cümle yukarıdaki «وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا» kıssasına ma’tuf ve ondan ıdrab ile diğer küfürlerini hikâyeye ve inzari sariha intikaldir. Ya’ni daha doğrusu onlar Sâate, Kıyamet ve Âhırete inanmıyorlar, Kur’anın öyle uydurma olmadığını bilmediklerinden değil, Âhırete, cezaya inanmadıklarından dolayı o küfrü dalâle düşüyorlar, o zulm’ü tezvire gidiyorlar. وَاَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَعٖيرًا Halbuki biz o sâati tekzib eden kimselere öyle hâil bir saıyr hazırlamışızdır ki