Enfâl Sûresi 41. Âyet
Medine · Cüz 10 · Sayfa 182
۞وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا غَنِمۡتُم مِّن شَيۡءࣲ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُۥ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِ إِن كُنتُمۡ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ عَبۡدِنَا يَوۡمَ ٱلۡفُرۡقَانِ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ ٤١
Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir. Eğer siz Allah’a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herşeye kâdirdir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاعْلَمُوٓا Ve biliniz -ya’ni muktezasiyle amel etmek üzere ma’lûmunuz olsun ki اَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَىْءٍ aldığınız ganîmet ne şeyden olursa olsunv elevse bir iğne veya iplik bulunsun Sûrenin başında beyan olunduğu üzere evvel emirde «الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ» olduğundan فَاَنَّ لِلّٰهِ خُمُسَهُ humüslü, beşte biri sırf Allah içindir: وَلِلرَّسُولِ Ve Peygamber için وَلِذِى الْقُرْبٰى ve ona karabeti olanlar وَالْيَتَامٰى ve yetimler وَالْمَسَاكٖينِ ve miskinler وَابْنِ السَّبٖيلِ ve yolda kalmış yolcular içindir.- İlk evvel humsü Allah için ayrılmak, bu da beş sehme ayrılıb şu zikr olunan beşe taksim olunmak ıktıza eder. Ya’ni Allah, humüsünün bir sehmini Resulullaha, dördünü de şu dörde sarf-u tahsısı emr eder. «الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِ» hukmünün tafsıli budur. Evvel emirde enfal ve ganaimin hepsi Allahındır. Ve binaenaleyh hepsi gazîler elinde emanettir. Hukmı ilâhîye göre ve Allah rızası için menafi’i ammeye sarfedilmesi ıktıza eder. Fakat hukmi ilâhî sizi, siz gazîleri diğer milletlerin ahkâmında olduğu gibi menâfi’i hususıyyenizden de mahrum etmez. Ancak ganîmetten beşte birinin Allah için ifraz ve velâyeti amme ile bervechi meşruh masarifi ammeye sarfedilmesini emreder. Ganîmetin humüsten bakı kalan beşte dördüne gelince onu da size, siz gazîlere bırakır. Şu halde gazîler dilerlerse haklarını ister. Taksimi vâcib olur. Veya her biri dilerse dilediği kadarını taksimden evvel veya sonra yine Allah için terkedebilir. Çünkü sahib hak, hakkında dilediği gibi tasarrufta muhtardır. Bu cihet onların kendi ictihadlarına bırakılmış olduğu gibi Resulullahın vefatından sonra onun humüsten sehmi de müctehedün fihtir. Ve bu cihetlerin tafsıli Fıkha aiddir. Ve bu âyetin «Bedr» de veya «Bedr» den bir ay üç gün sonra beni kaynüka’ gazvesinde nâzil olduğu hakkında iki rivayet vardır. اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ وَمَآ اَنْزَلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ Eğer siz Allaha ve iki cem’iyyetin -müsliman ve küffarç arpıştığı gün -o fürkan günüy a’ni hakk-u bâtılın ayrıldığı «Bedr» günü kulumuza indirdiğimiz şeylere -vahiy ve Melâike ve nusratai yman etmiş hakikî mü’minler iseniz bu böyledir. Bunu da bilir icra edersiniz وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ ve Allah, alâ külli şey’in kadîrdir, -O günkü gibi çoğa karşı aza, kaviye karşı zaiyfe zafer ve nusrat vermeğe kadir olan Allah, daha nelere kadir değildir. Ve siz onun emr-ü hukmüne ittiba’ ederseniz size daha neler, neler vermez. Bilirsiniz ya!