AyetSûreler

Enfâl Sûresi 29. Âyet

Medine · Cüz 9 · Sayfa 180

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تَتَّقُواْ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّكُمۡ فُرۡقَانࣰا وَيُكَفِّرۡ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ۝٢٩

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O, size bir furkan (hakkı batıldan ayırdedecek bir anlayış) verir ve günahlarınızı örtbas eder, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا Ey mü’minler اِنْ تَتَّقُوا اللّٰهَ siz Allaha ittika ederseniz -her hususta hıyanetten sakınır takvayı iltizam ederseniz يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا o sizin için bir fürkan yapar.- Size bir fârık tahsıs eder. Maddî, ma’nevî öyle bir fark-u imtiyaz bahşeyler ki «لِيَمٖيزَ اللّٰهُ الْخَبٖيثَ مِنَ الطَّيِّبِ» medlûlünce zâhir-ü bâtında hakkı nahaktan, iyiyi kötüden, temizi habisten ayırır, sizi fenalardan tefrik-u temyiz eder.

FÜRKAN, Fark-u temyiz veya fârık demek olduğu gibi sabah ma’nâsına da gelir. Netekim «بَتُّ اَفْعَلُ كَذَا حَتَّى سَطَعَ الْفُرْقَانُ» derler ki «şöyle yapıb duruyordum tâ sabah oluncaya kadar.» Demektir. Bu ma’nâ demek olur ki: sizi zulmeti leylde parlıyan fecri sadık gibi bir fakr-u imtiyaz ile parlatır da parlatır, sıyt-ü şanınızı bir nur gibi âfaka yayar وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ ve seyyiatınızı tarafınızdan keffaretler, iyyice örter -ayıblarınızı Dünyada kimseye göstermez وَيَغْفِرْ لَكُمْ ve size mağfiret eder- Âhırette de günahlarınızı mağfur kılar. وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظٖيمِ ve Allah, pek büyük fadl-ü ihsan sahibidir. -Fadliyle bunları yaptığı gibi daha neler yapar.

Allahın fadlı ne büyük olduğunu bilhassa bir misal anlamak için ya Muhammed: ٣ وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرٖينَ ٣١ وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا قَالُوا قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هٰذَآ اِنْ هٰذَٓا اِلَّآ اَسَاطٖيرُ الْاَوَّلٖينَ ٣٢ وَاِذْ قَالُوا اللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ هٰذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَاَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَآءِ اَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ اَلٖيمٍ ٣٣ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَاَنْتَ فٖيهِمْ وَمَا كَانَ اللّٰهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ٣٤ وَمَا لَهُمْ اَلَّا يُعَذِّبَهُمُ اللّٰهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُوٓا اَوْلِيَآءَهُ اِنْ اَوْلِيَآؤُهُٓ اِلَّا الْمُتَّقُونَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٣٥ وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِنْدَ الْبَيْتِ اِلَّا مُكَآءً وَتَصْدِيَةً فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ ٣٦ اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ وَالَّذٖينَ كَفَرُوٓا اِلٰى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ ٣٧ لِيَمٖيزَ اللّٰهُ الْخَبٖيثَ مِنَ الطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ الْخَبٖيثَ بَعْضَهُ عَلٰى بَعْضٍ فَيَرْكُمَهُ جَمٖيعًا فَيَجْعَلَهُ فٖى جَهَنَّمَ اُولٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ ٣٨ قُلْ لِلَّذٖينَ كَفَرُوٓا اِنْ يَنْتَهُوا يُغْفَرْ لَهُمْ مَا قَدْ سَلَفَ وَاِنْ يَعُودُوا فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ الْاَوَّلٖينَ

Meali Şerifi