Enfâl Sûresi 19. Âyet
Medine · Cüz 9 · Sayfa 179
إِن تَسۡتَفۡتِحُواْ فَقَدۡ جَآءَكُمُ ٱلۡفَتۡحُۖ وَإِن تَنتَهُواْ فَهُوَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡۖ وَإِن تَعُودُواْ نَعُدۡ وَلَن تُغۡنِيَ عَنكُمۡ فِئَتُكُمۡ شَيۡـࣰٔا وَلَوۡ كَثُرَتۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٩
Fetih istiyorsanız, işte size fetih gelmiştir, eğer aşırı gitmez de son verirseniz, hakkınızda daha hayırlıdır. Yok eğer dönerseniz, biz de döneriz. O vakit askeriniz çok da olsa size hiç bir şekilde fayda vermez. İyi biliniz ki, Allah müminlerle beraberdir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اِنْ تَسْتَفْتِحُوا fetih isterseniz فَقَدْ جَآءَكُمُ الْفَتْحُ işte size fetih geldi -fethetmek isterken fetholundunuz, emelleriniz ma’kûs olub hiyleleriniz başınıza geçti. Rivayet olunuyor ki Mekke müşrikleri hareket ettikleri zaman Kâ’benin örtüsüne yapışmışlar, «وَاَهْدَى الْفِئَتَينِ وَاَكْرَمَ الْحِزْبَيْنِ= ya Allah iki askerin en yükseğine ve iki fıenin en doğrusuna ve iki hizbin en kerîmine nusrat et» diye dua etmişler, Allahdan fütuhat istemişlerdi. Ne şayanı dikkattir ki duaları hiç kabul olunmamış değil fakat kendileri dualarına mâsadak olmadıkları içni kendilerinin aleyhine ve mü’minlerin lehine olarak kabul olunmuştur. Ve bu âyette «Bedr» muharebesinin asıl menşei müşriklerin fikri tecavüzü olduğuna işaret vardır. Onun için buyuruluyor ki وَاِنْ تَنْتَهُوا ve eğer bu sevdadan vaz geçerseniz bu bulunduğunuz hale ya’ni Allaha ve Resulüne şikak-u adavet ve harb-ü fetih sevdasına nihayet verirseniz فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ bu sizin için hayırdır. وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْ ve şayed yine harb fikrine dönecek olursanız biz de döneriz وَلَنْ تُغْنِىَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْئًا وَلَوْ كَثُرَتْ ve cemaatiniz çok ta olsa hiç bir şey’e yaramaz, size faidesi olmaz وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِنٖينَ ve Allah, muhakkak mü’minlerle beraberdir.- Fakat mu’minler de bunu mutlak ve bilâ kayd-ü şart zannetmemeli ve unutulmamalıdır ki bu maıyyet, iymanı kâmil ve şeraitı ittiba’ ile meşruttur.
Onun için: ٢ يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَ ٢١ وَلَا تَكُونُوا كَالَّذٖينَ قَالُوا سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ ٢٢ اِنَّ شَرَّ الدَّوَآبِّ عِنْدَ اللّٰهِ الصُّمُّ الْبُكْمُ الَّذٖينَ لَا يَعْقِلُونَ ٢٣ وَلَوْ عَلِمَ اللّٰهُ فٖيهِمْ خَيْرًا لََاسْمَعَهُمْ وَلَوْ اَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ Meali Şerifi