Bakara Sûresi 194. Âyet
Medine · Cüz 2 · Sayfa 30
ٱلشَّهۡرُ ٱلۡحَرَامُ بِٱلشَّهۡرِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡحُرُمَٰتُ قِصَاصࣱۚ فَمَنِ ٱعۡتَدَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱعۡتَدُواْ عَلَيۡهِ بِمِثۡلِ مَا ٱعۡتَدَىٰ عَلَيۡكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُتَّقِينَ ١٩٤
Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَلشَّهْرُ الْحَرَامُ بِالشَّهْرِ الْحَرَامِ وَالْحُرُمَاتُ قِصَاصٌ Şehri haram, Şehri harama, hurmetler, hurmetlere kısastır., -Burada hurmet, muhafaza ve ihtiramı vacib olan, el uzatılması caiz olmıyan şey demektir ki emvale de şamildir. Bu atıfta tahsıstan sonra ta’mim vardır. Binaenaleyh
فَمَنِ اعْتَدٰى عَلَيْكُمْ her kim size tecavüz eder, hurmet-ü ısmetinizden bir şey ıhlâl eylerse فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدٰى عَلَيْكُمْ onun size tecavüz ettiği kadar, ya’ni misli olmak şartile siz de ona bilmukabele tecavüz ediniz.- Çünkü «وَجَزٰٓؤُا سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا» dır. Bir tecavüze karşı mukabele bilmisil tecavüz değil, tecavüzün cezasıdır. «اَلْبَادِى اَظْلَمُ» buna tecavüz ve taaddi ta’bir edilmesi, zatı fiilde mümaselet dolayısile bir müşakeledir. Haddi zatında çirkin olan bir şey böyle bazı şeraıt altında izafî bir hüsün iktisab eder. Binaenaleyh bâdinin fi’li hakikaten ve hükmen çirkin bir zararı mahz olduğu halde onun aksül’ameli demek olan mukabile bir hak vermiş olur. Böyle olabilmesi ise mümaseletle meşruttur. Mümaselete riayet mümkin olmıyan hususatta kısas yapılmaz. Keymiyyat biribirine takas edilmez, derecatı hukuka riayet lâzımdır. Meselâ: mağsub mevcud ise aynen alınır, misliyyattan ise misli nev’îsi ile, değil ise misli malîsi olan kıymetiyle tazmin edilir. Hasılı meşru olan mukabelei mutlaka değil, mukabele bilmisildir. Misle riayet edilmeyince re’sen bir zarar ika edilmiş ve zarara zarar ile mukabele olunmuş olur. Halbuki islâmda «لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ» dır. Re’sen zarar caiz değil, zarara zararla mukabele de caiz değildir, fakat izalei zarar lâzımdır. Zarar ise bizzarure mislile takas edilerek izale olunabilir. Yoksa diğer bir zarar ihdas edilmiş olur. Takas demek olan kısas kelimesi bu mümaselet ma’nasını mutazammın olduğu halde zühul edilmemek ve hükümde maksud bizatihi olduğu gösterilmek için tefrian ayrıca da tansıs olunmuştur. İşte mümaseletle meşrut bulunan «الْحُرُمَاتُ قِصَاصٌ» kaidei külliyesi mucebince memnu Ay da aynı memnu Aya takas edilir. Düşmanlar geçen Hudeybiyye senesi Zilkı’dede müslümanlara taş, ok atarak kıtale kalkışmakla bu Şehri haramın hurmetini hetkettiler. Bu sene de bunu bahane ederek musaleha hükmünün icrasına mani olmak zu’münde bulunuyorlar, siz de buna mislile mukabele ederek aynı Zilkı’dede kıtalden sakınmazsınız. Hasandan mervi olduğuna göre Arab müşrikleri Hazreti Peygambere «Şehri haramda kıtalden nehyetsen» demişler, «pek iyi!» buyurmuş, müşrikler bunu fursat bilib Şehri haram içinde tağyiri ahdi kurmuşlar, bunun üzerine bu âyet nazil olmuştur. Lâkin İbni Abbas, Rebi ibni Enes, Katade ve Dahhakten rivayet olunduğuna göre Kureyş Hudeybiyye senesi Resulullahı ihramlı olarak Şehri haram olan Zilkı’dede Beledi haram olan Mekkeden reddetmişlerdi, Cenabı Allah da ertesi sene yine Zilkı’dede Resulünü Mekkeye idlal buyurdu da umresini kaza ettirdi. Ve bunu geçen Hudeybiyye senesi vaki olan men’-u haylulete takas etti ve sebebi nüzul bu oldu ki evvelkine göre âyet, Mekkeye kabledduhul nazil olmuş, sarahaten emr-ü inşa ve zımnen istikbale aid va’d-ü ıhbar, ikinciye göre de ba’dedduhul nazil olmuş ve müşriklere «işte bu geçen senekine kısastır» diye sarahaten ıhbari ve maamafih Şehri haramda bidayeten olmamak şartile ibahei kıtal emrini mutazammın bulunmuştur. Sıyakı âyet evvelkine daha muvafıktır. Ve her halde bu âyetler «Umrei kaza senesi» ta’bir olunan hicretin yedinci senesinde ziyareti Ka’be sadedinde nazil olmuştur. Ancak bil’ahare Şehri haram adeti alel’ıtlak neshedilmiş olduğundan bu âyetin Şehri haramda bidayeten i’lânı harbe cevaz vermiyen hükmü «برآءة» âyetlerile bil’ittifak mensuhtur. Bundan maada mukabele bilmisil hakkında ahkâmı umumîyesi ise bil’ittifak bakıdir.
Bunları yapınız ve kendinizi koruyunuz وَاعْلَمُوٓا ve biliniz ki اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّقٖينَ her halde Allah korunanlarla beraberdir. Mukabele bilmisil caiz ise de alel’ıtlak ittikanın zaruriyyatından değildir. Tatbikında mümaseleti tecavüz etmemek için iyi dikkat ediniz, Allahdan korkunuz ve en iyi suret hangisi ise onu yapınız ve her halde korununuz, mütteki olunuz, ittika âyetlerini unutmayınız.- Bundan anlaşılıyor ki «اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرٖينَ» mutlak değildir. Sabır, ittıka ile meşruttur ve makamına göre derecatı vardır. Vakı olmuş musıbet ile henüz olmamış müsıbetlere karşı sabrın farkı vardır. Ve def-ü ref’ınde mümkin olduğu kadar sür’at gösterilecek hususat vardır. Ittıka derken de ıttıka âyetlerinde «وَالصَّابِرٖينَ فِى الْبَاْسَآءِ وَالضَّرَّآءِ وَحٖينَ الْبَاْسِ» mazmunu unutulmamalıdır. Evlere kapılarından girilmelidir. Şu da derhatır edilmelidir ki harb-ü kıtal denilen şey parasız ve malsız olmaz, masrafta ister bunun için