AyetSûreler

Bakara Sûresi 173. Âyet

Medine · Cüz 2 · Sayfa 26

إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحۡمَ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ بِهِۦ لِغَيۡرِ ٱللَّهِۖ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ غَيۡرَ بَاغࣲ وَلَا عَادࣲ فَلَآ إِثۡمَ عَلَيۡهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ ۝١٧٣

O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ Allah tealâ size ancak şunları haram ve memnu kılmıştır: الْمَيْتَةَ Meyte, yani zebholunmak şanından olduğu halde zebholunmadan kendi kendine veya zebih yerine geçmiyecek diğer bir sebeble ölen her hangi bir ölü, hattâ balık zebha muhtaç olmadığı halde ölüb su üstüne çıkmış ölü balık «semeki tâfi» bile haramdır. وَالدَّمَ kan, yani demi mesfuh, akar kan وَلَحْمَ الْخِنْزٖيرِ ve domuz eti, yani gerek meyte ve gerek mezbuh olsun alelıtlak domuz eti ki bunun baştan başa rics ve her şeyi pis olduğunu göreceksiniz وَمَآ اُهِلَّ بِهٖ لِغَيْرِ اللّٰهِ bir de Allahdan başkasının namına zebholunan. İhlâl esasen ref’i savt demektir, müşrikler ma’budlarına kurban kestikleri zaman Lât namına Uzza namına diyerek onların isimlerini yüksek sesle yad ederler ve böyle ref’i savt ile zebha ihlâl, velev sessizce olsun mutlak zebih ma’nasına kullanılmıştır ki âyette bu ma’nayadır. Binaenaleyh gerek gizli, gerek açık Allahdan maadası namına kesilen kurbanların, hayvanların ekli haramdır. Meselâ fülân türbede Allah için kurban kesmek caiz ve ekli halâl olur ise de fülân türbe için ve onun namına kesilen kurbanın eti yenmez, bunlar haramdırlar. Bunların yenilmesindeki mazarratlar sayılmakla bitmez, binaenaleyh son derece bir zarureti hayatiye bulunmadıkça bunlardan yemek kat’iyen memnu ve günâhtır.

Maamafih فَمَنِ اضْطُرَّ her kim muztar olur ve yemediği takdirde helâk olacağı muhakkak bulunursa bu muztar غَيْرَ بَاغٍ bağı olmadığı yani kendi gibi diğer bir muztarın ölümünü def’ edecek kadar elinde bulunana saldırarak kendini kurtarmak için onun helâkine sebebiyet vermediği وَلَا عَادٍ mütecaviz de olmadığı, yani ölmemek için ıktıza eden zaruret mikdarından fazlasına geçmediği halde فَلَآ اِثْمَ عَلَيْهِ ona günah yoktur. Böyle bir muztar için bunlardan hangisini bulur ise zaruret mikdarı yani ölmiyecek kadar yemeğe ruhsat vardır. Bu da bu ruhsatı terk ederse âsim olur. -İlmi Fıkıhda «zaruretler haram olan şeyleri mübah kılar» ve «zaruretler kendi mikdarınca takdir olunur» kaidei külliyesi de bu ve emsali âyetlerin mazmunudur.

İşte şimdilik haram olan şeyler icmalen bunlardan ibarettir, ilerde daha ziyade tafsilât gelecektir. Mü’minler böyle pis ve haram olan şeyleri bıraksınlar da halâlından temiz temiz kazanıb yesinler. Allahın emri hilâfına kendi kendilerini mahrum etmesinler ve Allahın emirlerini saklamasınlar. Zira ekiden biliniz ki ١٧٤ اِنَّ الَّذٖينَ يَكْتُمُونَ مَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِهٖ ثَمَنًا قَلٖيلًا اُولٰٓئِكَ مَا يَاْكُلُونَ فٖى بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّٖيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ ١٧٥ اُولٰٓئِكَ الَّذٖينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِ فَمَآ اَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ ١٧٦ ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَاِنَّ الَّذٖينَ اخْتَلَفُوا فِى الْكِتَابِ لَفٖى شِقَاقٍ بَعٖيدٍ

Meali Şerifi