AyetSûreler

Bakara Sûresi 109. Âyet

Medine · Cüz 1 · Sayfa 17

وَدَّ كَثِيرࣱ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ لَوۡ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعۡدِ إِيمَٰنِكُمۡ كُفَّارًا حَسَدࣰا مِّنۡ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلۡحَقُّۖ فَٱعۡفُواْ وَٱصۡفَحُواْ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ ٱللَّهُ بِأَمۡرِهِۦٓۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ ۝١٠٩

Ehli kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَدَّ كَثٖيرٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ o Ehli kitabın çoğu لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ اٖيمَانِكُمْ كُفَّارًا sizleri imanınızdan sonra geri çevirip hepinizi kâfir yapsalar, irtidad ettirseler... Memnun olurlar, onlar sizin irtidadınızı müslümanlıktan evvelki devirlere irticaınızı arzu etmektedirler, bunun için her hileye müracaat ederler, bu da hayırhahlıklarından, dindarlıklarından değil حَسَدًا مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِهِمْ sırf nefislerinden, nefsaniyetlerinden neş’et eden hasedden, مِنْ بَعْدِ مَاتَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّ hakk-u hakikat kendilerine tebeyyün ettikten, dini islâmın hakkiyyetine her vechile, hattâ ellerindeki kitab mucebince bile vâkıf olduktan sonra kıskançlıklarındandır.

Bu ayetin sebebi nüzulünde rivayet olunuyor ki ahbarı Yehuddan Fenhas ibni Azura ve Zeydibni Kays ve daha birkaç kişi Uhud vak’asından sonra Huzeyfet ibnilyeman ve Ammar ibni Yasir Radiyallahü anhümaya «başınıza geleni gördünüz ya, demişler, eğer hak üzerinde bulunsaydınız, muharebede bozulmâz, mağlûb olmazdınız. Artık bizim dinimize dönün, bu sizin için hayırlıdır ve daha iyidir ve bizim yolumuz sizden daha doğrudur» bunun üzerine Ammar «sizce nakzı ahd etmek nasıldır» diye sormuş «şedid» demişler, o da öyle ise ben berhayat olduğum müddetçe Muhammed aleyhissalâtü vessellâme küfretmemeğe ahdetmiş, söz vermişimdir.» Cevabını vermiş, Yehudiler «ha, bu sapıtmış» demişler, Hüzeyfe «ben de demiş Allah rabbim, Muhammed Peygamberim, İslâm dinim, Kur’an imamım, Ka’be kıblem, Mü’minler ıhvanım, kardeşlerim olmasına razıyım». Bunu Resulullaha gelmişler anlatmışlar «isabet etmiş ve felâh bulmuşsunuz» buyurmuş, ba’dehu bu âyet nazil olmuştur.

Evet onlar bütün hakikat malûm olduktan sonra bile hasedlerinden böyle arzu ederler فَاعْفُوا binaenaleyh siz onları afvedin وَاصْفَحُوا dediklerine bakmayın, heyecana kapılıb da çekişmeğe, dövüşmeğe kalkmayın حَتّٰى يَاْتِىَ اللّٰهُ بِاَمْرِهٖ taki Allahın emri gelsin, bulacaklarını bulsunlar. -Elbette bir gün gelecek belâlarını göreceklerdir. Zamanı gelir Allah muharebe emreder, o zaman vazifenizi yaparsınız, zamanı gelir daha başka felâketlerini müşahede edersiniz, nihayet Ahırette azabı azim içinde kıvrandıklarını görürsünüz, çünkü اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ dir. Bunda şüphe yok, siz şimdiki halde afv-ü safh ile sabr-ü sekînet üzere bulunan